Gözaltına mı Alındınız? Pekiyi Haklarınızı Biliyor Musunuz?
Basit bir anlatımla insan hayatının serüveni şu aşamalardan ibarettir: İnsan doğar, büyür ve neticede bu dünyadan göç eder. Allah ömür verirse henüz yolun yarısında sayılırım, ömrümün bu yarısında hayat bana şunu gösterdi: Dünyada yaşanmış her olayın tekrar yaşanma ihtimali var; savaşlar, depremler gibi. Geçmişte insanların başına gelen her olay hepimizin başına gelebilir; hastalıklar, adli vakalar gibi.
Avukat bey! konumuz gözaltı işlemi değil miydi? Bu söylediklerinizle ne demek istiyorsunuz.” diye aklınız karışıyor olabilir. Evet tam da bu noktada şunu demek istiyorum: Nasıl ki geçmişte yaşandığı gibi halen savaşlar, depremler yaşanıyor; nasıl ki günlük binlerce insan hastalanıp hastahanelerde şifa arıyor; nasıl ki günlük hayatta insanlar adli vakalara karışıp adliye saraylarında adalet arıyor; birgün bizler de bu adliye saraylarında ya da kolluk birimlerinde adalet arayabiliriz. Bunca yıllık ömrüm var hiç karakola düşmedim demeyin. Gün gelir hiç ilgisiz bir olayda siz de yakalanabilir, gözaltına alınabilirsiniz. İşte bu yazımda sizlere gözaltına alındığınızda nasıl sudan çıkmış balık! olmayacağınızı anlatacağım. İlginize.
Bir suç işlediğiniz şüphesiyle kanuna uygun olarak yakalandığınızda soruşturmaya yönelik işlemlerin tamamlanması için hakkınızda gözaltı kararı verildikten sonra kolluk birimi sizi yakalayıp nezarethaneye koyar. Bu nezarethane genelde en yakın karakolda olur. Kolluk birimi (polis – asker) sizi nezarethaneye koyduktan sonra savcının emir ve talimatlarıyla hareket eder.
Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Madde 91’e göre gözaltı kararını cumhuriyet savcısı verir. Tabi cumhuriyet savcısı canı istediği için böyle bir karar veremez. CMK 91/2’ye şüpheliyi gözaltına almak için şu iki şartın birlikte olması gerekiyor. Buna göre gözaltına alma işleminin yapılması, soruşturma bakımından zorunlu olmalıdır ve suçun işlendiğine yönelik somut delillerin olması gerekmektedir.
Kural olarak gözaltı süresi en fazla 24 saattir. Hukukta ”kural olarak” ifadesiyle başlayan bir cümle gördüğünüzde bilin ki istisnalar genel kuraldan daha fazla anılacaktır. Dolayısıyla genel kural, gözaltı süresinin en fazla 24 saat olduğu öngörülmüşse de birçok istisna da mevcuttur. Örnek olarak, CMK 91/3′ e göre toplu olarak işlenen suçlarda şüpheli sayısının çokluğu buna bağlı olarak delillerin toplanmasının zaman istemesi sebebiyle cumhuriyet savcısı, 24 saatlik gözaltı süresini her kararında en fazla 1 gün ekleyerek toplam da 3 gün uzatabilir. Cumhuriyet savcısı, bu talimatlarını yazılı olarak verir.
Terör suçlarında ilgili süreler değişmektedir. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu (TMK) geçici 19 maddesine göre kural olarak gözaltı süresi en fazla 48 saattir. Fakat bu süre toplu olarak işlenen suçlarda en fazla 4 gündür. Dosyaların kapsamlı olmasından dolayı delillerin toplanmasındaki zorluk sebebiyle belirtilen bu süreler savcılık talebi ve SULH CEZA HAKİMLİĞİNİN kararıyla en fazla 2 defa uzatılabilir. Başka bir deyişle; toplu olarak işlenen terör suçlarında gözaltı süre 12 GÜNE kadar uzatılabilir.
”Avukat Bey! cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin uzatılmasını yazılı verse ne olur sözlü verse ne olur? Zaten gözaltı süresi uzayınca bunu düşünen mi olacak, sonuçta devletin karakolundayız.” Elbette bunu düşünen, bunu dert edinen birileri olacak nitekim o duruma düştüğünüzde 10 dakikalık bir özgürlüğün, 30 saniyelik bir gökyüzüne bakabilmenin sizi ne kadar ferahlatacağını ancak bu durumu yaşayınca fark edersiniz. Dolayısıyla gözaltı durumuna düştükten sonra bir an önce salıverilmek isteyeceksiniz.
”Avukat Bey, içeride gözaltındayken bu duruma karşı nerelere başvurabilirim, kimler lehime bir kararın çıkması için ilgili yerlere başvurabilir?” CMK 91/5’e göre, yakalama kararına, gözaltı işlemine ya da gözaltı süresinin uzatılmasına yönelik işleme kişinin kendisi bizzat bir dilekçe ile sulh ceza hakimliğine başvuruda bulunabileceği gibi avukatı (müdafi), kanuni temsilcisi, eşi, anne – babası ya da kardeşleri de ilgili hakimliğe başvurarak yapılan işlemlerin hukuka aykırılığını öne sürerek şüphelinin serbest kalmasını sağlayabilir.
Şüpheli ya da sanığın yakalandığı, gözaltına alındığı veya gözaltı süresinin uzatıldığı bilgisi yakınlarına derhal bildirilir. Aksi haldeki uygulamalar CMK 141 tazminatına sebebiyet verir.
”Avukat Bey! ben sigara bağımlısıyım. Gözaltındayken sigara veriyorlar mı?” Gözaltında sigara, telefon görüşmesi, aileyle görüşmek yasaktır. Fakat kişi dilediği zaman avukatıyla görüşebilir. Uygulamada gözaltı işleminde aileyle de görüşme yapılmakta yeri geldiğinde polis tarafından sigara da verilebilmektedir. Bu durumlar istisnadır.
Yakalama kararına, gözaltı işlemine ya da gözaltı süresinin uzatılmasına karşı SULH CEZA HAKİMLİĞİNE yapılacak itiraz mahiyetinde başvuru, sonradan açılacak CMK 141 TAZMİNATI bakımından da önemli bir aşamadır. Başka bir deyişle; yarın bu gözaltı işlemi haksızdı iddiasıyla tazminat isterseniz, tazminat talebini inceleyecek mahkeme, gözaltı işlemine karşı herhangi bir başvuru yapılıp yapılmadığına bakıp talebinizi ona göre inceleyebilir. Dolaysıyla bu aşama uzun bir süreç olmasa da etkili bir avukatlık çabası gerektirdiği ortadadır. Çünkü gözaltı kapısının kapanmasından sonra bir ihtimal açılacak kapı, maalesef tutukluluk kapısı olmaktadır.
Fiili işlediği zaman 12 yaşından küçükler ya da 15 yaşını doldurmamış sağır ve dilsizler bir suç soruşturması nedeni ile gözaltına alınmazlar.
12 yaşını doldurmuş 18 yaşını doldurmamış çocuklar bir suç soruşturması nedeniyle yakalanabilirler. Bu kişilerin ifadelerini yetkili cumhuriyet savcısı alır. Çocuğun gözaltına alındığı derhal yakınlarına bildirilir. Bu yaştaki çocuklar istemese bile kendilerini savunmak üzere bir müdafi (avukat) görevlendirilir.
Çocuk şüpheli ya da sanıklara kelepçe ya da benzeri aletler takılamaz.
Gözaltı işlemi, bir nezarethanede tutulmaktan ibaret bir işlem değildir. Soruşturmanın ve bundan sonraki süreçte ceza alıp almayacağınız noktasında önemli işlemlerin yapıldığı bir safhadır. Bu aşamada yapılacak etkili bir savunma ve avukatlık işlemi sizi yıllarca düşebileceğiniz bir cezaevi tecrübesinden kurtarabilir.
Unutmayın özgürlük, sağlık kadar önemli bir haktır. İki hakkın da yitirilmeden değerinin bilinmesi ve ona göre hareket edilmesi, hem sizin hem de sevdiklerinizin güzel bir hayat sürmesi için ön koşuldur.
Av Cevdet Ergül
Bir Cevap Yazın